Ana Sayfa > Projeler > 8 Mart Dünya Kadınlar Günü



8 Mart Dünya Kadınlar Günü - Ali ÖZ

001alioz_8mart_kadin.jpg
002alioz_8mart_kadin.jpg
003alioz_8mart_kadin.jpg
004alioz_8mart_kadin.jpg
005alioz_8mart_kadin.jpg

006alioz_8mart_kadin.jpg
007alioz_8mart_kadin.jpg
008alioz_8mart_kadin.jpg
009alioz_8mart_kadin.jpg
010alioz_8mart_kadin.jpg

011alioz_8mart_kadin.jpg
012alioz_8mart_kadin.jpg
013alioz_8mart_kadin.jpg
014alioz_8mart_kadin.jpg
015alioz_8mart_kadin.jpg

016alioz_8mart_kadin.jpg
017alioz_8mart_kadin.jpg
019alioz_8mart_kadin.jpg
020alioz_8mart_kadin.jpg
022alioz_8mart_kadin.jpg

023alioz_8mart_kadin.jpg
024alioz_8mart_kadin.jpg
025alioz_8mart_kadin.jpg
026alioz_8mart_kadin.jpg
027alioz_8mart_kadin.jpg

028alioz_8mart_kadin.jpg
029alioz_8mart_kadin.jpg
030alioz_8mart_kadin.jpg
031alioz_8mart_kadin.jpg
032alioz_8mart_kadin.jpg

033alioz_8mart_kadin.jpg
034alioz_8mart_kadin.jpg
035alioz_8mart_kadin.jpg
037alioz_8mart_kadin.jpg
038alioz_8mart_kadin.jpg

039alioz_8mart_kadin.jpg
040alioz_8mart_kadin.jpg
041alioz_8mart_kadin.jpg

Peki Ya Engelli Kadınlar !

ŞULE TÜZÜL

Pek çok şeyi içinde yaşarken değil de, yaşayıp bitirdikten, zamanın süzgecinden geçirip demlendirdikten sonra farkederiz. İçinde yaşarken bizi öfkelendiren, üzen, tahammül edilmez, dayanılmaz sandığımız şeyler, geçmişin sayfalarında sararırken, ne zaman o sayfaları açsak gülümsetir bizi bazen.

 

 

 

2008’in 8 Mart’ında kutlanan Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ise, her nasılsa, bir baktım; öfkemi, kızgınlığımı, çaresizliğimi ve tahammülsüzlüğümü bir kenara koyuvermişim, sapla samanın birbirine karıştığı bir dolu söyleme gülümseyip duruyorum. Sanırım artık sinirlerim yeterince bozuldu, bedenim ve ruhum kendini savunmaya aldı.

 

 

 

Sanırım delirdim, çünkü televizyonu açtığımda karşıma çıkan programlar, görüntüler, gazetelerde okuduğum haberler aklımın alacağı şeyler değil. Bütün dünya birden delirmiş olamayacağına göre, ben deli olmalıyım. Programın birinde koca koca adamlar kadınlar, kendilerine eş arıyor, hem de ne arama, aman tanrım o ne muhabbetler, hele ki program sunucusunun yorumları değme çöpçatanlara taş çıkartır.

 

 

 

Gazetelerde sevgili Başbakanımız’ın yeni söylemi: aman kadınlar en az üç çocuk doğurun, neslimiz tükeniyor! Ama Sayın Başbakanım, siz daha yeni tesettüre özgürlük diye kafamı karıştırdınız, ben daha tesettür ve özgürlük sözcüklerinin anlamlarını yanyana getirip özdeşleştirmeye uğraşırken şimdi bu da nerden çıktı? Bu ülkede hala açlıktan ölen bebekler varken, okuma yazma oranı ile hala gelişmemiş ülkeler sıralamasında başı çekerken, üniversite kapılarında milyonlar beklerken, üniversiteli işsiz sayısı her yıl daha da artarken, tamam doğuralım bir sürü çocuk da, nasıl olacak şimdi bu çocukların geleceği?

 

 

 

Akıl sağlığımı korumak için şöyle aklı başında birileri konuşsa da duysam diye boşuna bekliyorum. Osman Yağmurdereli de şöyle buyurmuş: kızlarımız evlenene kadar zaten anne babasının dediği gibi giyinmiyor mu, e sonra da kocasının dediği gibi giyinmiyor mu, e ülkede demokrasi var, siz (yani benim gibi özgürlük diye kendini yırtan solcu ve sosyal demokrat bozuntuları) ne diye karışıyorsunuz insanların ne giyip ne giymeyeceğine?

 

 

 

Cüneyt Zapsu’nun kelamını burda yazamayacağım, evet akıl sağlığım bozulmuş olabilir, ama çok şükür terbiyem henüz o kadar bozulmadı, alıntı bile yapamayacağım o cümleyi.

 

 

 

Madem herkes bu kadar özgürlük düşkünü, neden kimse töreye kurban giden kadınlardan hiç bahsetmiyor? Daha ergenliğine girmeden tarikat şeyhlerine, aşiret ağalarına peşkeş çekilen, üç beş altın parasına babaları tarafından erkeklere eş diye satılan kız çocuklarından kimse neden bahsetmiyor? Çağdaş Türkiye’de hala kuma olarak yaşayan kadınlardan neden kimse söz etmiyor? Bu yaşananların adı da mı özgürlük?!...

 

 

 

Peki ya hiç sözü edilmeyen kadının cinsel kimliği? Bu ülkede yaşayan kadınların cinsel özgürlüğü? Tesettür ve özgürlük sözcüklerini yanyana getirmeyi başaran zihniyet, kadının cinsel özgürlüğü gibi bir kavramı gündemden silmeyi başarmış görünüyor. Bu zihniyeti mi tebrik etmeli, türbana özgürlük diye yürüyen kadın derneklerini  ve feministleri mi, bilemedim…

 

 

 

Aslında size, engelli kadınlardan bahsetmek istiyordum, engelli oldukları için bütün kimlikleri ile birlikte kadın kimlikleri de yokedilen engelli kadınlardan, cinsel kimliklerini asla yaşayamadan ölüp giden engelli kadınlardan… Düşünceleri engelsiz, fikirleri engelsiz, başları açık ama toplum tarafından, toplumun engelli düşünenleri tarafından bedensel engelleri üstlerine zorla giydirilmiş, sokağa çıkamayan, çıksa da ötekileştirilerek reddedilen, görmezden gelinen, yok sayılan engelli kadınlardan… Ama yoruldum… Gülümsemek de istemiyorum şimdi. Kadın kimliğini, kadının başındaki örtüye, nereye nasıl girileceğini kadının başındaki örtünün şekline odaklayan bir ülkede, engelli bir kadın bedeni kime ne ifade eder ki?...

 

 

 

Kadının adı yok. Kadının adını yok eden bu ülkenin erkeklerine sesleniyorum:

 

Kadınlar gününüz kutlu olsun!

MART 2008

Özgeçmiş: Ali ÖZ

Ankara Siyasal Bilgiler, Basın Yayın Yüksek Okulu (Ankara İletişim Fakültesi) Radyo Televizyon bölümü mezunudur.

 

Fotoğrafa 1979 yılında elindeki kısıtlı para ile edindiği bir makine ve bir agrandizör ile başladı. Fotoğrafı kendisine en yakın iletişim aracı olarak gördü ve düşüncelerini şöyle özetledi yıllar önce yapılan bir söyleşide "İnsan açlığa katlanabiliyor ama sevgisizliğe, tutkusuzluğa ve amaçsızlığa katlanamıyor .Benim de insan sevgimin odaklandığı, en dolaysız ve en somut bir sesleniş aracı oldu fotoğraf sanatı"


Gençlik yıllarında sosyal politika alanlarında uzun süre çalıştı, kooperatifler ve sendikalarda geçirdiği yıllar kendine özgü görüşlerinin oluşmasında etken oldu.


Daha sonra basın fotoğrafçılığına gönül veren A1i Öz; kendi deyimiyle "politik belgesel fotoğraf çeker" ve bunu bir misyon haline getirmiştir, bu nedenle Türkiye'deki her toplumsal olayda onu görmek mümkündür.


Sırasıyla Nokta, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel ve Tempo'da çalışmış, NTV
MAG Dergisi'nin fotoğraf editörlüğünü yapmış olup halen serbest çalışmaktadır.


Çeşitli nedenlerle gittiği Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Avustralya'da çektiği fotoğrafların konusu: Çalışan insan, üreten insan, çaresiz insandır. Ali Öz, bu tutumunu “İnsan sever ve sevdikleri için savaşım verir” sözleri ile açıklıyor.


Yurt içinde ve dışında pek çok sergi açan ve dia gösterisi yapan Ali Öz, fotoğraflarıyla sayısız ödül ve mansiyon aldı.

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 




   


   

COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.