Ana Sayfa > Projeler > Çocuk Boksörler - Abdurrahman Antakyalı



Çocuk Boksörler - Abdurrahman Antakyalı

001.jpg
002.jpg
003.jpg
004.jpg
005.jpg

006.jpg
007.jpg
008.jpg
009.jpg
010.jpg

011.jpg
012.jpg
013.jpg
014.jpg
015.jpg

016.jpg
017.jpg
018.jpg
019.jpg
020.jpg

021.jpg
022.jpg
023.jpg
024.jpg
025.jpg

026.jpg
027.jpg
028.jpg
029.jpg
030.jpg

031.jpg
032.jpg
033.jpg
034.jpg
035.jpg

036.jpg
037.jpg
038.jpg
039.jpg
040.jpg

041.jpg
042.jpg
043.jpg
044.jpg
045.jpg

046.jpg
047.jpg
048.jpg
049.jpg
050.jpg

051.jpg
052.jpg
053.jpg
054.jpg
055.jpg

056.jpg
057.jpg
058.jpg
059.jpg
060.jpg

ÇOCUK BOKSÖRLER


 

Çocukluğumun tek kanallı siyah beyaz televizyonu… Devasa regülatörler,  üzerlerine örtülen dantellerin hakkını, düşük voltajlardan televizyonları koruyarak fazlasıyla verirdi. Gece yarıları uyanırdık 4 erkek kardeş. Çünkü televizyon Muhammed Ali’nin maçlarını canlı veriyordu. Ben 6 yaşındaydım, en büyüğümüz ise 13. Çocuksu bir merakla şehre hakim kenar mahallemizden diğer evlerin ışıklarına bakardık; kimler bizim gibi saatini kurup maçı seyretmeye gecenin en derin vakti uyanmış diye.

 Evlerinde televizyon olmayanların üzerlerinde pijama, ayaklarında terlik ya da arkalarını ezerek bastıkları ayakkabılar, paytak adımlarla televizyon sahibi komşularının evine seğirtmesini görürdük. Yayını daha net alabilmek için çatıda telaşlı elleriyle antenlerle oynayanlara, “olmadııı, biraz daha çevir!” diyerek onları yönlendirenlerin seslerine uzak bir yerlerden havlayan köpeklerin sesleri eşlik ederdi.

Ve maç başlar, rauntlar rauntları kovalardı. Yumruklar havada uçuşur, gonglar çalar, oturduğu tabureden kalkan boksörler yaylanarak rakibine doğru hamle yapar, hakem sarılan terli vücutları ayırır, “boks!” der, yumruklar tedirgin birkaç yoklamadan sonra var güçleriyle karşısında duran iri cüsselere savrulurdu.

Genelde maç sonu kalkan el, yüzünde rakibine de dünyaya da alaycı bir ifade yapışan ve cümleleriyle sürekli meydan okuyan Muhammet Ali’nin eli olurdu. Sabahı iple çekerdik. Mahalledeki çocuklara ballandırarak anlatırdık geceki maçı, yumruklarımızı sıkıp –genelde kendimizden güçsüz gördüklerimize- Muhammed Ali’lik taslardık. Sene 1974 idi, hepimizin içinde bir boksör olma, Ali’nin dediği gibi “kelebek gibi uçup, arı gibi sokma” sevdası... 

Ancak, annemiz “hakkını helal etmeme” kontenjanını kullandığından bu sevda kısa sürede küllendi.

Yıllar geçti, unutmuştum bile o anki duygularımı.

Ta ki 2005 yılında okuduğum küçük bir gazete haberine kadar: “Gençlik ve Spor Genel Müdürü çocuk boksörleri kabul edecek” idi haberin başlığı. Bir genel müdürün rutin bir programı olarak algılanabilecek bu haberin peşine takıldım. Çocuklar ve Mustafa Hoca ile ilk buluşmamız orada oldu. Öykülerini de orada öğrendim ve  zorlu yolculuklarının bir parçası olmayı talep ettim.

Özel yanları ile sayfalar tutabilecek bu öyküyü kısaca özetlemeye çalışayım öncelikle:

Türkiye'nin boksta hiç olimpiyat şampiyonluğu olmaması boks antrenörü Mustafa Genç'i (Eski Dünya Gençler Boks Şampiyonu) bu hayalin peşine takmış. Genç,  öncelikle boksta başarılı ülkeler ile ilgili bir çalışma yapmış. En önemli bulgu olarak, bu ülkelerde (Küba, Rusya, Ukrayna vb.),  boksa başlama yaşının oldukça küçük olduğuna ulaşmış. Türkiye'de de kurulacak pilot bir takımla başarıya ulaşılabileceğine inanmış ve takım kurma çalışmalarına başlamış.

 Asıl sorun burada kendini göstermiş. Hangi kapıyı çalsa, kimse çocuğunu boksa başlatmaya yanaşmamış.

“Rocky filmleri boksu bitirdi!” diyor Mustafa hoca. “Kanlı dövüş sahneleri, ringde ölümler... Boks bu değil ki.” diye ekliyor. Savunduklarını desteklemek için, boksun, dünyanın en tehlikeli sporları sırasında yüzme, futbol, basketbol hatta atletizmden sonra  geldiğine vurgu yapan istatistiksel raporu gösteriyor.

Mustafa Hoca'nın aklına başka bir fikir gelmiş ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) başvurarak, çocuk yetiştirme yurtlarında kalan çocukları boksa başlatma yönünde izin talep etmiş. SHÇEK, Mustafa Hoca'yı yurtlarda değilde, sokaklarda mendil satıp ayakkabı boyarken SHÇEK'in koruması altına alınmış çocuklara yönlendirmiş. Ailelerin de onayı alınınca çalışmalar başlamış.

Dört yıl boyunca bu çocuklarla birlikteydim. Projenin hayata geçirilişinden itibaren gerek antrenman salonunda, gerek turnuvalarında, gerekse tamamına yakınının yaşadığı, Ankara'nın suç oranı yüksek gecekondu mahallelerinden İsmetpaşa'da onlarla hayli zaman geçirdim. Gördüklerim, dinlediklerim bazen gülümsetse de çoğu kez hüzünlendirdi.

Çocuklar, bu süreçte sayısız il birincilikleri, 9 Türkiye Şampiyonluğu, 1 Avrupa ikinciliği ve 2 Avrupa üçüncülüğü elde ettiler. Bir kısmı Mustafa Hoca'nın tüm çabalarına rağmen bokstan koptu, çocuk yaşta “hayata” atıldı. Kalanlar var güçleri ile çalışmalarına devam ediyorlar, etmek zorundalar. Ellerine geçirdikleri eldiven değil, umut. “Tutunabilmek” için boksun dışındaki seçenekleri o kadar az ki...

Fotoğraf projemi 2009 yılının bitiminden sonlandırdım ama onların yolu hayli uzun ve çetin. Salonlarının girişinde, “Bu kapıdan nice şampiyonlar geçti” yazıyor ama o kapıdan hala hiç  Olimpiyat Şampiyonu geçmedi. Peki geçecek mi? Hep birlikte bekleyip göreceğiz...

 

 Özgeçmiş: Abdurrahman ANTAKYALI
 
1968 yılında İskenderun'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte gördükten sonra 1985-89 yılları arasında Gazi Üniversitesi Basın- Yayın Y.O Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünde üniversite eğitimini tamamladı. Mezun olduğu 1989 yılında Anadolu Ajansı'nda foto muhabirliği stajına başladı. 1990 yılında kadrolu foto muhabiri oldu. Anadolu Ajansı adına yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda önemli olayı takip etti. 1999 -2003 yılları arasında Foto Muhabirleri Derneği başkanlığı görevini yürüttü. Halen Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri Müdürü olan Antakyalı'nın, basın fotoğrafçılığı alanında ulusal ve uluslararası ödülleri bulunmakta.

 

www.fotomuhabiri.com sitesi ile foto muhabirliği konusunda Türkçe kaynak sağlamayı  hedefleyen Antakyalı, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde de "Basın Fotoğrafçılığı" dersi veriyor.

 

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.