Ana Sayfa > Projeler > Moskova'nın Evsizleri



Moskovanın Evsizleri - Ali Öz

Fotoğraflar - Ali Öz

MOSKOVA_2007_(115).jpg
MOSKOVA_2007_(121).jpg
MOSKOVA_2007_(128).jpg
MOSKOVA_2007_(132).jpg
MOSKOVA_2007_(142).jpg

MOSKOVA_2007_(147).jpg
MOSKOVA_2007_(150).jpg
MOSKOVA_2007_(151).jpg
MOSKOVA_2007_(152).jpg
MOSKOVA_2007_(156).jpg

MOSKOVA_2007_(157).jpg
MOSKOVA_2007_(158).jpg
MOSKOVA_2007_(163).jpg
MOSKOVA_2007_(168).jpg
MOSKOVA_2007_(172).jpg

MOSKOVA_2007_(179).jpg
MOSKOVA_2007_(18).jpg
MOSKOVA_2007_(185).jpg
MOSKOVA_2007_(208).jpg
MOSKOVA_2007_(213).jpg

MOSKOVA_2007_(24).jpg
MOSKOVA_2007_(28).jpg
MOSKOVA_2007_(34).jpg
MOSKOVA_2007_(57).jpg
MOSKOVA_2007_(58).jpg

MOSKOVA_2007_(6).jpg
MOSKOVA_2007_(63).jpg
MOSKOVA_2007_(67).jpg
MOSKOVA_2007_(71).jpg
MOSKOVA_2007_(73).jpg

MOSKOVA_2007_(74).jpg
MOSKOVA_2007_(78).jpg
MOSKOVA_2007_(87).jpg
MOSKOVA_2007_PHOTO-ALI_OZ_(86).jpg
MOSKOVA_2007_(125).jpg

MOSKOVA_2007_(127).jpg
MOSKOVA_2007_(134).jpg
MOSKOVA_2007_(148).jpg
MOSKOVA_2007_(153).jpg
MOSKOVA_2007_(174).jpg

MOSKOVA_2007_(194).jpg
MOSKOVA_2007_(22).jpg
MOSKOVA_2007_(31).jpg
MOSKOVA_2007_(42).jpg
MOSKOVA_2007_(54).jpg

MOSKOVA_2007_(80).jpg
MOSKOVA_2007_PHOTO-ALI_OZ_(79).jpg

İnsanın Fotoğrafçası

Şule Tüzül

 

“Herkes yaşadığı gibi düşünür.”
Marks


Herhangi bir fotoğrafa 10 saniyeden fazla bakmanıza ne neden olur? Fotoğrafın size gösterdiklerinin güzelliği mi, fotoğrafta ne gösterilirse gösterilsin ne kadar güzel gösterildiği mi, fotoğrafın söyledikleri mi söylemedikleri mi, gösterdikleri mi göstermedikleri mi? Fotoğraf NE’yi NASIL söylemeli?

Global dünya kavramı ve gelişim hızını arttırarak sürdüren teknoloji, hayatımızı daha kolay, daha yaşanabilir ve daha mutlu yapacakken, daha mutsuz ve daha zor yaşanılası bir dünya ile başbaşa kalmamız sizi şaşırtmıyor mu? Beni şaşırtıyor. Şaşırma duygumu hala kaybetmemekse içimi rahatlatıyor, çünkü tüketimin sadece mal ve hizmetlerde değil, duygu ve düşüncelerde de kendini kabul ettiren diktatörlüğü, yaşamı algılama ve anlama kabiliyetimizi de yok denecek seviyelere indirmeyi başardı. Farkında mısınız; tek tip hisseden ve düşünen bir dünya insanına dönüştük. Farklı düşünce ve duyguların içimizde kıpırdandığı anlarda, bu duyguları bastıracak kadar yoğun tedirginliğimiz nereden geliyor acaba?

Ali Öz’ün evsizlerine bakıyorum. Bir fotoğraf; bir kadın. İlk aklıma gelen; üstü başı düzgün olsa, hani şu Hollywood artistlerininki gibi birşeyler olsa üstünde, aynı onlara benzeyecek gibi geliyor. Ama o Moskova’da bir evsiz. Elindeki karton bardaktan bir şeyler içiyor. Fotoğrafla yüzyüze geldiğim birkaç saniye içinde, bardağın üzerindeki logolar ve kadının içtiği şeyden dolayı yüzüne yansıyan hazzı, üstündeki döküntüler ve kadının evsiz olduğu gerçeği ile birleşip, dünyayı kasıp kavuran politikaların insanlığa ne yaptığını bir çırpıda yüzüme çarpan, kısacık görsel bir hikayeye dönüşüyor. Dünyaya egemen olan sistem, birilerinin refahını başka birilerinin yoksunluğu üzerine kurarken, gözlerini dünyanın en popüler içeceğini içmenin hazzı ile kapatan bu kadının sokakta yaşamaya mahkum olmasında, bardağın üzerinde logoları görünen firmaların payını merak ediyorum.

Başka bir fotoğraf; yerlere saçılmış yapraklarının sarısı ve ıslak sokak zemini ile sonbahar. Bu fotoğrafa, Moskova’nın güzel kadınlarından biri ile şanslı erkeklerinden biri bu fonun önünde öpüşselerdi, kaç kere aynı hikaye ile karşılaşırsak karşılaşalım, aşkın bizi mutlu eden tınısı ile hüzünlü ve mutlu bakabilirdik. Ama aşk yerine açlığın, kimsesizliğin ve çaresizliğin öznesi bir evsiz, sonbahar hüznünün tadına tezat bir acılıkta zemine çökmüş, evsizlere dağıtılan yemek kabına kapaklanmış karnını doyuruyor.

Globalizm kavramı ortaya çıkmadan önce, Moskova’daki bir aç New York’taki bir açtan daha mı farklıydı? Ruanda’da yaşanan vahşet, demokrasi uğruna binlerce Iraklı’nın öldürülmesine neden olan vahşetten farklı mıydı? Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir coğrafyasında yaşanan terörü tanımak ya da tanımamak globalizmin kurallarına göre mi belirlenecek, insan olmanın kurallarına göre mi?  Dünyanın 7 kıtasında yaşayan insanların acı ve sevinçleri, umut ve umutsuzlukları, gülüşleri ve gözyaşları, globalizm sayesinde mi ortak bir isim aldı?

Dünyanın bütün evsizleri, yoksulları, ezilenleri bulundukları noktaya kendi iradeleri ile mi geldiler? Herhangi birimizden daha mı akılsızlar, daha mı tembeller, nerede yanlış yaptılar? Dünya yaşama hakkını kime, nasıl, neye göre dağıtıyor?

Dünyanın herhangi bir ülkesine dair siyasi ya da sosyal tarihine ait kitapları okuduğunuzda, en temel gerçek şu ki; yaşananlar hangi coğrafyada olursa olsun birbirine benziyor. Elbette benzeyecek; çünkü her şeyin temelinde insan var. Ülkelerin yönetim biçimleri, siyasi rejimleri, yönetenlerin isimleri farklı, ama yaşananlar aynı. Moskova’daki evsizlerin mahkum edildikleri kader, dünyanın herhangi bir başka ülkesindeki evsizlerin kaderinden farklı mı? Ali Öz’ün Moskova fotoğraflarını gördükten hemen sonra okuduğum Boris Kagarlistki’nin Rusya’da Kapitalizm Neden Tutmadı? isimli kitabında, sanki Rusya’nın değil de Türkiye’nin siyasi olaylarını okuyormuş hissine kapıldım. Daha iyi bir gelecek vaadi ile başa gelenlerin, yolsuzluk dosyaları ve birbirlerini karalama savaşları ile çalkalanan ülke gündemi, polemiklerle dolu seçim kampanyaları ve referandumlar, özelleştirme ve çıkmazları, ekonomi, sağlık, eğitim alanındaki gerileme süreçleri, medyanın satın alınışı ve susturuluşu, zengin ve yoksul arasında gittikçe büyüyen gelir uçurumları, terör, çağdaş batıya benzemek için Amerika ve Avrupa’nın sözünden çıkmamak adına çırpınan yöneticiler, halkın sürekli azalan umutları ve yönetimlere karşı büyüyen güvensizlikleri, çaresizlikleri. Bir ülkenin yönetenleri kendi başlarına yönetime el koymuyorlar, onları biz seçiyoruz. Bu gerçeğin aşağıdaki şekilde tanımını yapan Kagarlitski’nin cümleleri size tanıdık gelmiyor mu?:


“Kalabalıkların insanının zayıf bir belleği, ancak güçlü ve sadık bir sevgisi var. Kalabalıkların insanı düşüncelere inanmaz, programlarla ilgilenmez. Yalnızca kişilere güvenir, örneğin politikalarını onaylamadığı bir başkana oy vermeye hazırdır. Yeltsin karşıtları, başkanın verdiği sözleri tutmadığını, kendi programına uymadığını, kendi sloganlarını unutmuş olduğunu söylediler. Ancak bu sözler kalabalıkların insanı için hiçbir şey ifade etmez. Zaten bu sloganlara inanmış olduğu dönemde bile onların ne anlama geldiklerini düşünmemiştir. Yeni sloganları da yorumlamaz, yalnızca ezberler ve törensel formüller olarak düşünmeksizin yineler. Neyin söylendiği önemsizdir, önemli olan kimin söylediğidir.Kalabalıkların insanı yalnızca kahramanlar ve hainler görmek ister. Savaşımın komünizmin kurulması adına mı, kapitalizme geçiş adına mı yapıldığı önemsizdir. Asıl bilinmesi gereken şey, parlak bir geleceğe doğru yol alıyor olduğumuzdur. Bu geleceğin neye benzeyeceği, adının ne olacağı önemli mi sanki? Amaç hiçbir şeydir, ilerleme duygusu ise her şey.” (sayfa 96-97)  

Eğer devlet, vatandaşlarının refahı için varsa, vatandaşlarının refahı için vereceği eğitim, sağlık, barınma, beslenme hizmetlerini ve insanca yaşama koşullarına sahip bir ülkeyi var etmeyi hangi kaynaklarla sağlayacak? Bunları sağlayacak kaynakları birbiri ile rekabet eden özel teşebbüslerin eline verdiğinde, kendilerine hizmet için var olduğu halkın tüm bireylerine eşit bir biçimde bu hizmetleri verme şansı nedir? Eğitim, sağlık, ekonomi hizmetlerini alamayan, insanca yaşam koşullarına sahip olmayan kalabalıkların varlığı kimin işine yarar? Sokaklarında evsizleri ile karşılaştığınız bir ülkede, ülkeyi yönetenlerin kalkınma vaatleri ne kadar inandırıcı olabilir?

Kızıl meydanı ve güzel kadınlarını konu almak yerine, evsizlerinden yola çıkarak Moskova’nın bugününü anlatan fotoğrafların, Ali Öz’ün objektifinden yaratılması o fotoğraflara belgesel fotoğraf alanında ayrı bir anlam yükler. Bu anlamın derinliğini ve zenginliğini algılamak içinse, Öz’ün 28 yıllık fotoğraf geçmişi hakkında az ya da çok bilgi sahibi olmak gerekiyor. Bu fotoğraflara konu olan insanların hangi coğrafyadan oldukları önemli değildir, hepsinin ortak özelliği “insan”ı anlatıyor oluşudur. Ali Öz’ün, kendisinin politik belgesel olarak tanımladığı fotoğraflarından oluşan, yıllardır biriken portfolyosundan örneklere şöyle bir bakıldığında görülecektir ki, temeline insanı yerleştiren bu fotoğraflar tüm ideolojilerden, inançlardan, inanışlardan, yargılamalardan ve düşüncelerden bağımsızdır, tarafsızdır. Tüm bunlara eşit uzaklıkta durur. Bu fotoğraflar sadece ve sadece insanın tarafındadır, çaresiz insanın, insan sevgisinin, insanın gelecek umudunun, insanın geleceğe olan inancının tarafındadır.

Ali Öz’ün neden Moskova’nın çaresiz, evsiz, ezilmiş ve bir devrin çöküşünün kalıntıları gibi duran insanlarını fotoğrafına konu olarak seçtiğini sorduğunuzda, Ali Öz fotoğrafçılığını dar bir alana sıkıştırmış olursunuz. Çünkü her ne kadar burada yayınlanan fotoğraflar Moskova’nın evsizlerini konu alan fotoğraflar olsa da ve bu yazı da bu fotoğraflar için kaleme alınmış olsa da, bu fotoğrafların yaratılış sebebi Moskova kaynaklı olması değil, insan kaynaklı olmasıdır. Bu fotoğrafları “Moskova ve evsizleri” özeline indirgemek, bugün birbirini kopyalayan, birkaç hafta bile sürmeyen Balat, Sultanahmet gibi fotoğraf projelerine indirgemek olur. Dolayısıyla asıl soru neden insan, neden insanın çaresizliği, neden ezilen ve sesi duyulmayan insan olmalıdır. Alacağınız cevap özetle; “Devrim yapmak için!” olacaktır. Ali Öz, dünyanın adaletsizliğine, insanın çaresizliğine isyanını fotoğraflarında dile getirir. Onun devriminin adı insan sevgisidir.

Bu fotoğrafların bir de NASIL’ı var. Bugünün fotoğraf konusunda söz sahibi ustalarının, Ali Öz fotoğrafları sözkonusu olduğunda birleştikleri en önemli nokta; bu fotoğrafların belgesel yönünün gücüne ek olarak sanatsal yönünün eksiksiz varlığıdır.

Kagarlitski, yine kitabının bir yerinde şöyle diyor: “İnsanlar bağımlı oldukları koşullara olumsuz bakmaya başladıklarında özgürleşebilirler ancak. Bağımlılık ister yöneticilere, ister alkole, ister propagandaya olsun, bu kural değişmez. Özgürlük bağımlılığın utanılası bir şey olduğunun düşünüldüğü noktada başlar. Özgürlüğün başlangıcında utanç vardır.” (sayfa 65)

Bugünün tüketim dünyası şaşırma duygumuz kadar, utanma duygumuzu da yoketti. Utanmayı unuttuk. Hangi fotoğraflara daha uzun süre bakıyorsunuz ve hiç unutmuyorsunuz; güzelliği ile büyülendikleriniz mi, sizi şaşırtan ve utandıranlar mı? Sahi siz hala şaşırabilenler ve utanabilenlerden misiniz?

Ali Öz’ün Moskova’daki evsizlerden yola çıkarak fotoğrafları ile dile getirdikleri, eğer içinizde bir parça insana dair bir şeyleri kıpırdattıysa, Ali Öz portfolyosunun peşine düşün, yani insanın. Ancak bir hatırlatma; facebook ya da benzer iletişim sitelerinde bu fotoğraflara rastlayamazsınız, insanla iletişim kurmak için sokağa çıkmanız gerekiyor, yüz yüze gelmek gerekiyor, yani fotoğrafın peşine düşmek gerekiyor.

ŞULE TÜZÜL
EKİM, 2007

Özgeçmiş - Ali Öz

Ankara Siyasal Bilgiler, Basın Yayın Yüksek Okulu (Ankara İletişim Fakültesi) Radyo Televizyon bölümü mezunudur.

 

Fotoğrafa 1979 yılında elindeki kısıtlı para ile edindiği bir makine ve bir agrandizör ile başladı. Fotoğrafı kendisine en yakın iletişim aracı olarak gördü ve düşüncelerini şöyle özetledi yıllar önce yapılan bir söyleşide "İnsan açlığa katlanabiliyor ama sevgisizliğe, tutkusuzluğa ve amaçsızlığa katlanamıyor .Benim de insan sevgimin odaklandığı, en dolaysız ve en somut bir sesleniş aracı oldu fotoğraf sanatı"


Gençlik yıllarında sosyal politika alanlarında uzun süre çalıştı, kooperatifler ve sendikalarda geçirdiği yıllar kendine özgü görüşlerinin oluşmasında etken oldu.


Daha sonra basın fotoğrafçılığına gönül veren A1i Öz; kendi deyimiyle "politik belgesel fotoğraf çeker" ve bunu bir misyon haline getirmiştir, bu nedenle Türkiye'deki her toplumsal olayda onu görmek mümkündür.


Sırasıyla Nokta, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel ve Tempo'da çalışmış, NTV
MAG Dergisi'nin fotoğraf editörlüğünü yapmış olup halen serbest çalışmaktadır.


Çeşitli nedenlerle gittiği Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Avustralya'da çektiği fotoğrafların konusu: Çalışan insan, üreten insan, çaresiz insandır. Ali Öz, bu tutumunu “İnsan sever ve sevdikleri için savaşım verir” sözleri ile açıklıyor.


Yurt içinde ve dışında pek çok sergi açan ve dia gösterisi yapan Ali Öz, fotoğraflarıyla sayısız ödül ve mansiyon aldı.

Proje sahibine iletmek istediğiniz mesajı form aracılığıyla gönderebilirsiniz.

Adınız:[ ! ]
Soyad:[ ! ]
E-Mail:
Konu:
Mesajınız:
Onay Kodu: Captcha
Onay Kodunu Girin:[ ! ]
 



Share



   

COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.