Ana Sayfa > Fotoğraf Yazıları > Fotoğraf Nedir ?



Fotoğraf, Belgesel Fotoğraf, Fotoğrafı Ayrıştırmak

Hazırlayan:  Cengiz Oğuz Gümrükcü


Fotografın tanımı, belgesel fotografın tanımı ile içice geçmiş durumda.. Tabii eğer teknik tanımlar yapmıyorsanız.


İcadı 1839 yılında açıklanan fotografın ilk örnekleri bu güne ulaşan değerli birer belge niteliği taşıyor. O günün yaşamını, bakışını aktaran değerli ve önemli belgeler.


Bu günün fotografları yarına birer belge olarak kalmayacak mı?. Her fotograf, “özelden genele” yayılan büyük bir yelpaze içinde önem taşıyor. Ölmüş bir yakınınızın fotografı sizin için özel ve önemliyken, bir başkası tarafından sıradan ve önemsiz sayılabilmektedir.


Fotografı “belge” olmaktan çıkaran ve insanların tepkisiz kalamayacağı birer “uyarıcı” haline getiren şey, onu çeken kişinin kattığı yaşam yorumudur. Yaşamı yorumlamaktan kasıt, onu olduğunun dışında bir yerlere götürmek değil, yaşamın içinde diğer insanların göremediği o ayrıntıları (bir daha yaşanması olanaksız olan o an'ı..) sonsuzlaştırmaktır.


Sonsuzluk ise, insanın yüzyıllardır peşinden koştuğu “ölümsüzlüğe” denk düşen bir istektir. Fotografı çeken kişinin adıyla, onun gözü ve onun bakışıyla baktığı kişinin /kişilerin ya da olayların ölümsüzleştirilmesidir sonsuzluk. Fotografa konu olan da ölümsüzleşmiştir, fotografı çeken de.. Ama aslan payı her zaman fotografa konu olanındır.


Değişik ortamlarda ve değişik amaçlarla kullanılan kameranın toplumsal bir olaya ilk çevrilmesi David Octavius Hill ve Robert Adamson'un 1845 yılında Newheaven isimli küçük bir İskoç balıkçı köyünde çektiği fotograflarla olmuştur. Amaçları, balıkçılara daha iyi tekne ve donanım sağlamak ve böylece açık denizlerdeki güvenliklerini sağlamak amacıyla para sağlamaktı.


Aynı yıllarda İngiliz John Thompson “Londra'da Yaşam” adlı dizi fotograflarıyla şehrin yoksullarına dikkat çekmeye çalışıyordu. ABD'de Edward Curtis ve Adam Clark Vroman, Amerikan Kızılderililerinin vahşi imgelerini, soylu, medeni insan imgesine dönüştürmeye çalışıyorlardı.


19. yüzyılın sonlarında Levis Hine, objektifini köle gibi çalışan çocuklara çevirdi. Kötü ve çoğu kez tehlikeli işyerlerinde çocuk emeğinin denetimsiz sömürüsü, kalabalığın getirdiği hastalık ve ölümler bu çocuklar için bir şeylerin yapılması gerektiğini gösteriyordu. Yapıldı da.

Belgesel fotografla koyun koyuna gelişen bir diğer çalışma biçimi ise fotomuhabirlikti. Bu anlamda yapılan ilk ciddi çalışma ise Roger Fenton'a aittir. Fenton 1855 yılında, Kırım Savaşını fotograflamak üzere bir basın kuruluşu tarafından cepheye gönderildi. Ancak Fenton'dan istenen şey savaşın gerçek yüzü değil, çocuklarını savaşa gönderen ailelerin beklediği sağlık ve mutluluk fotograflarıydı.. Doğal olarak sonuçlar savaşı bir piknik olarak gösteriyordu.. Aynı yıllarda Londra'da yayımlanan 'Times" dergisi Fenton'un fotograflarıyla ilgili olarak şu saptamayı yapıyordu: “Modern orduları izleyen fotografçı, savaş sırasında meydana gelen natürmortluk atmosferi ve ordunun dinlenme durumunu kaydetmekten başka bir şey yapamıyor.”


Romantik savaş ressamlarının alışılagelmiş fantazilerine düşkün kamuoyu için, bu fotograflar sıkıcı ve ilginçlikten yoksundu.
Mathew Brady ise, savaşın çirkin yüzünü, yaralı ve ölmüş askerleri ve cephe gerisini fotograflayarak yakaladı. Amerikan İç Savaşı'nın bu unutulmaz görüntüleri ilk önce Brady tarafından saptandı.


Tüm bunların ışığında ortaya çıkan gerçek, fotografın asıl etkileme gücünün sosyal belgeci fotografla ortaya çıkmasıdır.


Belgesel fotografçılık en geniş anlamda konusunu yaşamsal gerçeklikten alan, insanları ve çevresini kaydetmeyi, betimlemeyi amaçlayan fotografın en etkin dallarından biridir. Fotografik gerçekliğe değişik biçimlerde yaklaşmak mümkündür. Bir açı değişikliği, farklı bir çerçeveleme, görüntünün belli kısımlarının özellikle vurgulanması, ışık seçimi, bir takım şeylerin kare dışında bırakılması veya en az düzeyde verilmesi, görsel anlatımı büyük ölçüde etkiler. Bu anlamda fotografı çeken kişi belgelemenin niteliğini belirleyen en önemli öğedir.
Belgesel fotograf bir kitle iletişim aracındaki fotograf kadar genel veya sevdiğimiz birinin fotografı kadar özel olabilir. Gelişi güzel çekilmiş iyi bir belgesel fotograf, bir “an” fotografından daha az göze çarpabilir. Fakat dikkatli bir incelemeyle, belgesel fotografın kişinin yaşantısını canlandırdığı kadar, psikolojik ve duygusal yönlerinin de zengin olduğu görülür.


Yaşamı sorgulayan, içindeki çarpık ve bozuk yanlara insanların dikkatini çekmeye çalışan belgesel fotograf, pek çok başarıya ulaşmış ve “daha iyi bir yaşam” anlayışının öncüsü olmuştur.


    Fotografın yalan söylediği düşüncesi, bu icadın tüm dünyaya yayılması ile beraber başlamıştır. Evet, fotograf yalan söyleyebilir, ama önemli olan fotografçının yalan söylememesidir. Belgesel fotograf alanında çalışan bir kişinin söylediği yalan bütün bir topluma ve çalıştığı konuya mal edilir. Güvenilirlik yara alır ve amaçların uzağına düşülür. Artık o fotografçının hiç bir çalışması güven uyandırmaz.


Fotografçı, eğer yaşamı fotograflıyorsa kendi gördüğü ayrıntıyı, önemliyi başkalarına aktarırken dürüst olmalıdır. Örneğin H. Cartier Bresson tüm yaşamı boyunca hedeflemiştir bunu.. Çektiği fotografı, herhangi bir müdahelede bulunmadan, olduğu gibi basar ve kullanır. Tüm sıcaklığı ile yaşam deklanşörden objektife, oradan da film üzerine yansır. Film, duyarlı bir yüzey ama duyarsız bir yansıtıcı konumundadır. Film, ışığa duyarlı hücreleriyle görüntüyü saptarken, yaşama duyarsızlaşır, olduğu gibi kaydeder onu. Duyarlı olması gerekenin fotografçı olduğunu bilerek.




Share



   


COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.