Ana Sayfa > Projeler > Türkiye Panoraması



Türkiye Panoraması - Ali Öz

 
BEN BİR FOTOMUHABİRİYİM
 
Evet ben fotomuhabirliğini bir yaşam biçimi haline getirmiş, bu meslekte 25 yılını tüketmiş biriyim.
 
Çünkü fotomuhabirliğini çok sevdim. Fotomuhabirliğinin dünyadaki savaşlar karşısında bir işlevi olduğuna inandım.
 
1_mayis_anmasi__istanbul2001.jpg
1mart_tezkere_mitingi2003.jpg
1mayis_-1_istanbul1996.jpg
1mayis_-2_istanbul1996.jpg
1mayis_-3_istanbul1996.jpg

1mayis_1_istanbul_2007.jpg
1mayis__istanbul1987.jpg
1mayis__istanbul1988.jpg
1mayis__istanbul1997.jpg
1mayis__istanbul1998.jpg

1mayis__istanbul2007.jpg
1mayis_istanbul1998.jpg
1mayis_istanbul2007.jpg
_guneydogu_cizre1994.jpg
agac_kadin_urfa_1999.jpg

almanya_iscileri_kapikule_edirne1982.jpg
avrasya_kosusu_istanbul1997.jpg
behic_asci_istanbul_2007.jpg
bergamali_koyluler_istanbul1998.jpg
canli_kalkan_otobusu_bagdat2002003.jpg

cevre_bogazda_tanker_yangini_1998.jpg
cevre_umraniye_coplugu_istanbul_1992.jpg
chp_kurultayi_ankara1998.jpg
cocuk_havran_1993.jpg
cocuk_istanbul_2005.jpg

cocuk_ve_cop_mardin_1997.jpg
cocuk_ve_gecokondu_yikimi_istanbul1987.jpg
cumartesi_anneleri-1_istanbul_1996.jpg
cumartesi_anneleri-2_istanbul1997.jpg
cumartesi_anneleri-3_istanbul1997.jpg

cumartesi_anneleri-4_istanbul1997.jpg
cumartesi_anneleri-5_istanbul1997.jpg
cumartesi_anneleri-6_istanbul1997.jpg
cumartesi_anneleri-7_istanbul1997.jpg
cumartesi_anneleri_ve_cocuk_1997.jpg

cumhuriyet_mitingleri--_istanbul2007.jpg
cumhuriyet_mitingleri-1__izmir2007.jpg
cumhuriyet_mitingleri-2__izmir2007.jpg
cumhuriyet_mitingleri-3__izmir2007.jpg
cumhuriyet_mitingleri-4__izmir2007.jpg

cumhuriyet_mitingleri-_istanbul2007.jpg
cumhuriyet_mitingleri_ankara_2007.jpg
deprem-1_degirmendere1999.jpg
deprem_-adapazari1999.jpg
deprem_adapazari1999.jpg

deprem_kaynasli1999.jpg
deprem_ve_yardim_golcuk_1999.jpg
ecevit_cenazesi_2006.jpg
ecevit_olumu__ankara2006.jpg
ecevitler_istanbul1994.jpg

ekonomik_kriz-2_ankara2001.jpg
ekonomik_kriz-5_ankara_2001.jpg
ekonomik_kriz_-3_ankara_2001.jpg
ekonomik_kriz_-4_ankara2001.jpg
ekonomik_kriz_-5_ankara2001.jpg

ekonomik_kriz_-6_ankara2001.jpg
ekonomik_kriz_eylemi_ve_polis_ankara2001.jpg
ekonomik_kriz_eylemleri-1_ankara_2001.jpg
ekonomik_kriz_eylemleri_ankara_2001.jpg
ekonomik_kriz_ve_polis_kalkani_ankara2001.jpg

erdal_inonu__istanbul1996.jpg
gazeteciler_fotograf_burhan_ozbilici1992.jpg
gazi_olaylari_1_istanbul1997.jpg
gazi_olaylari_2_istanbul1997.jpg
gazi_olaylari_3_istanbul1997.jpg

greenpeace_eylemi_istanbul_2003.jpg
guneydogu_bosltilan_koyler_1993.jpg
guneydogu_cizre_1990.jpg
guneydogu_cizre_1992.jpg
guneydogu_cizre_1993.jpg

guneydogu_nusaybin1990.jpg
guneydogu_nusaybin_1990.jpg
guneydogu_sirnak_1992.jpg
hrant_dink_olumu_istanbul2007.jpg
islam_ve_1996_model_istanbul.jpg

islam_ve_aczmendiler_istanbul1996.jpg
islam_ve_ataturk_istanbul2005.jpg
islam_ve_cocuk_1__rize_1994.jpg
islam_ve_cocuk_istanbul1996.jpg
islam_ve_cocuk_istanbul_1995.jpg

islam_ve_cocuk_rize_1994.jpg
islam_ve_kadin_istanbul1995.jpg
islam_ve_ozalin_olumu1993.jpg
islam_ve_ozgurluk1997.jpg
islam_ve_secim_istanbul2003.jpg

islam_ve_secimistanbul1994.jpg
islam_ve_turban1997.jpg
islam_ve_turban_ankara2006.jpg
islam_ve_unuversite_istanbul2006.jpg
islamcilar_2005_istanbul.jpg

islamcilar__istanbul1991.jpg
islamcilar__istanbul1996.jpg
koylu_mitingi__corum_1994.jpg
metin_goktepe_1994.jpg
metin_goktepe_annesi1998.jpg

metris_cezaevi_-2_istanbul1985.jpg
metris_cezaevi_istanbul1985.jpg
nato_karsiti_eylem__ist2004.jpg
olum_oruclari__2-_istanbul_1998.jpg
olum_oruclari__3-_istanbul_1998.jpg

olum_oruclari__4-_istanbul_1998.jpg
olum_oruclari__5-_istanbul_1998.jpg
olum_oruclari_istanbul2002.jpg
polis__istanbul2000.jpg
polis_kopegi_istanbul1994.jpg

ramazan_cadiri_1-_istanbul_2006.jpg
ramazan_cadiri_istanbul_2006.jpg
sabanci_ve_tansu_ciller_adana1996.jpg
sakip_sabanci_9_ocak1996.jpg
savas_karsiti__ankara2004.jpg

savas_karsiti_eylem_ist_2004.jpg
savas_karsiti_kedi_ankara2003.jpg
savas_ve_kadin_istanbul2004.jpg
secim_ankara_2002.jpg
secim_istanbul_2002.jpg

secim_sanli_urfa1994_.jpg
secimler_1994_istanbul_1994.jpg
sehitler_trabzon1994.jpg
serbest_1997.jpg
serbest__mardin_1981.jpg

serbest_sanli_urfa_1996.jpg
seıtler_kars_1992.jpg
siiler_aralik1990.jpg
sinegog_baskini_1986.jpg
sivas_olaylari_protestosuistanbul1995.jpg

tayadli_kadinlar_-__istanbul1987.jpg
tayatli_kadinlar__istanbul1987.jpg
toplumsal_olaylar-1_istanbul_1999.jpg
toplumsal_olaylar-3_istanbul_1999.jpg
toplumsal_olaylar-4_istanbul_1997.jpg

toplumsal_olaylar-5_istanbul_1998.jpg
toplumsal_olaylar-7_istanbul_1998.jpg
toplumsal_olaylar-8_istanbul_1997.jpg
toplumsal_olaylar_1997.jpg
toplumsal_olaylar_3_istanbul1996.jpg

toplumsal_olaylar_istanbul_2007.jpg
ugur_mumcu_olumu_ankara_1993.jpg
unuversite_isgali_2__istanbul_1996.jpg
unuversite_isgali_istanbul_1996.jpg
unuversite_isgali_istanbul_1996.jpg

unuversite_olayları1_istanbul1990.jpg
unuversite_olayları_2_istanbul1989.jpg
unuversite_olayları_2_istanbul1998.jpg
unuversite_olayları_3_istanbul1989.jpg
unuversite_olayları_3_istanbul1990.jpg

unuversite_olayları_4_istanbul1990.jpg
unuversite_olayları_5_istanbul1996.jpg
vehbi_kocun_cenazesi_istanbul1996.jpg
yasam_istanbul2005.jpg
yok_eylemleri_istanbul1999.jpg

BEN BİR FOTOMUHABİRİYİM
 
Evet ben fotomuhabirliğini bir yaşam biçimi haline getirmiş, bu meslekte 25 yılını tüketmiş biriyim.
 
Çünkü fotomuhabirliğini çok sevdim. Fotomuhabirliğinin dünyadaki savaşlar karşısında bir işlevi olduğuna inandım. Fotomuhabirliğinin kendimi en iyi ifade edebildiğim bir alan olduğuna inandım. Duygularımı, düşüncelerimi fotoğraf yoluyla anlatmayı ve insanlara iletmeyi seçtim. Fotomuhabirliği gazeteciliğin olmazsa olmazı olan temel taşlarından biridir ve hatta bana göre çok daha önemli ve anlamlı bir alanıdır.
 
Fotoğraf 19.yy’lın en sükse yapan buluşlarında biridir, bu buluşun ardında bilinmeyen birçok insan ve emek vardır. Bugüne kadar değişik amaçlarla kullanılan fotoğrafın, en çok, en anlamlı kullanıldığı yer haber fotoğrafçılığıdır ve işte bunu yapan kişiye de fotomuhabiri denir.
 
Haber fotoğrafçılığında sadece biçim ve ışık yoktur, bunların yanında fotoğraf verilmek istenen mesajı da barındırır. Ama hepsinden önce iyi bir haber fotoğrafı için zamanlama çok önemlidir.  “Kritik an” olarak nitelendirilen ve iyi bir haber fotoğrafçısında bulunması gereken en önemli özellik zamanlamadır ve zamanlama haber fotoğrafının değerini de belirler.
 
Şimdi size kısaca kendi yaşam öykümden söz edeceğim. Emek-insan çelişkisi içersinde liseyi okudum. O yıllar sömürüyü, toplumdaki adaletsizliği, haksızlıkları ilk öğrenmeye başladığım yıllardı. Köyde domates tarlasında çalıştığım süreçte algım ve bilincim gelişmeye başlamıştı. Köyde ilk tanık olduğum, tefeci tüccarın köylünün domateslerini nasıl ucuz fiyata kapattığı, çalışmalarımızın karşılığını vermeden nasıl kayıplara karıştığıdır.
 
Bütün köyün başına gelen bu olay bilinçaltıma öylesine yerleşmişti ki, lise yıllarında karar verdim. Ben gazeteci olacaktım ve bütün bu olanları herkese anlatacaktım, bu adaletsizliklere, haksızlıklara karşı çıkacaktım. Çünkü o yıllarda gazetecilerin toplumun gözü kulağı olduğuna inanıyordum.
 
O dönemki adıyla Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın yayın Yüksek Okulu Radyo TV Bölümü’nü birinci tercihimle kazandım. Çok olaylı yıllardı. Yine ilginç öykülerle dolu 80’lerin başında fotoğrafla tanıştım ve çok sevdim. Fotoğraf, kendimi en iyi ifade edebildiğim alan olarak karşıma çıktı. İnsanın hayatında rastlantılar vardır, insan ne zaman ki o rastlantıları olumluluğa çevirir, o zaman hayatında güzel şeyler gelişir.   Bunun tersi ise, yaşamda önümüze birçok fırsat çıkar, ama biz onun farkına varmayız.
 
Bir fotomuhabirinde olması gereken karar anı, bir çeşit refleks, sanırım bende  hep  vardı. O nedenle okulda fotoğrafla tanışmamı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum, hem de sıfır ekonomi ile.
 
En ucuzundan klasik bir fotoğraf makinesi, o dönemde karanlık oda, kart baskısı vs. derken okulda ilk fotoğraf çalışmalarına başladım. İlk yarışmalara katıldım, ödüller, okul tarihinde ilk kişisel fotoğraf sergisi,  karma sergi vs. Fotoğraf, yavaş yavaş yaşam biçimim oldu.
 
1982 yılında İstanbul Nokta dergisinden aldığım bir davet ile kendimi bu mesleğin içersinde buldum. Nokta dergisine ilk yaptığım röportajlardan biri, tahmin edeceğiniz gibi  “Domatesin öyküsüydü. Bu röportaj benim için tutarlılık ve anlam açısından çok önemlidir.
 
O yıllarda okul yıllığıma fotoğrafla ilgili şunları yazmışım : “Ali ÖZ, insan sever ve sevdikleri için savaşım verir. En çok insanları seviyorum ve en çok onlarla kavga ediyorum. Çünkü, onların yabancılaşmışlıklarına, tutsaklıklarına katlanamıyorum. Yaşamı çoğu zaman çözümleyemiyorum, ama en azından çözümleyebilmek için kafa patlatıyorum. Yaşıyorum tüm boyutlarıyla yaşamı… Bugün pek keyfim yok. Keyifsizliğe bile alışıyor insan, ama keyiflenmeyi unutmak berbat. Yalnızken, karanlık odadayken, agrandizörümden süzülen ışıkta insanı görüyorum. Aydınlanıyor gözüm gönlüm. Önümüz bahar, binbir çiçek açacak”
 
 1982 yılında Cumhuriyet Gazetesi’ne şöyle demişim: “Fotoğraf Sanatı: En dolaysız, en somut bir sesleniş aracı oldu. Fotoğraf sanatında tema toplumsal ve evrenseldir, görsel iletişim olgusu ile birlikte el ele birlikte yürür. Hiçbir yazı Vietnam savaşı yada dünyadaki bir açlık sorununu bir fotoğrafın dilindeki gibi belirleyici, insanların yüreklerinde ve bilinçlerinde yaptığı etkiyi yapmamıştır. Bugün fotoğrafın sınır tanımayan evrensel dili nesnelliğinden gelen inandırma gücü sayesinde dünya insanları Nazi toplama kamplarının vahşetini, Hiroşima’yı, Vietnam’ı, Tel Zaatar’ı ve daha nicelerini sonsuza dek bilinçlerinde yaşatacaklardır.”
 
Fotoğrafa bakış açım o gün neyse 25 yıl boyunca hep öyle oldu. Bugün de aynı mantık ve bakış açımla işime devam ediyorum.
 
Daha sonraki yıllar deneyim ve kazanımlarımın hızla arttığı yıllar oldu. Sırasıyla; NOKTA, GÜNEŞ, MİLLİYET, AKTÜEL, CUMHURİYET, TEMPO, STAR ve NTV MAG’da çalıştım.
 
Nokta dergisi o dönemde bizim için güzel bir okuldu. Delicesine bir çalışma temposu. Bir gün Kırkpınar’a gitmek istedim göndermediler. Cumartesi Pazar kendi olanaklarımla gittim. Pazartesi günü fotoğrafları gördüler 3 sayfa kullandılar. Ve ben o fotoğraflarla Çağdaş Gazetecilerin ödülünü aldım.
 
Yine bir başka gün acil servis haberi yaparken uygulamayı görmek için kendimi novalgin iğnesi yaptırırken buldum. Bu dönemde yoğun çalışma temposu içinde oldum. Gündüz haber fotoğrafçılığı, gece de defile çektiğim çok oldu. Meslekte yeni bir genç olarak öncelikle deneyim sahibi meslektaşlarımı çok iyi takip ediyordum. Ayrıca acaba ben farklı ne yapabilirim diye düşünüp farklı işler yapmaya çalışıyordum.
 
Daha sonra Güneş gazetesinde başarılı bir dönem geçirdim, oradan Milliyet’e çağrıldım. Ve 3 yıl Milliyet’te çalıştım. İlgi alanım tamamen toplumsal olaylar ve öğrenci olaylarıydı. 1987’de İstanbul Üniversitesi’nde rektörlük işgal edilmişti, orada olan tek gazeteci bendim.
 
1989 yılında Güneş gazetesine transfer oldum. Yeni bir yönetim ve yeni bir anlayıştı. Milliyet’te 600 lira maaş alırken, Güneş’te 1.750 liraya başladım. Çünkü o dönemde gazeteciye, haberciye değer verilirdi. İyi paralarla transfer olunurdu.
 
Güneş gazetesi o dönemde ikinci okulumuz oldu. Yayın yönetmenimiz Metin Münir İngiliz ekolünden yetişmişti, yöneticiliğinde de bu açıkça görülüyordu. Fotoğraf önemli olmuştu, farklılık yaratan fotoğraflar kullanılıyordu. Gerçekten heyecan verici bir gazetecilik dönemi yaşadım. Güneydoğu’da ( Nusaybin’de) özel timden bir tokat yedim,  Cizre’de çatışmanın ortasına düştük, arabaya beyaz bayrak çektik çaresiziz.  Özel tim bizi kovdu. Cizre Kadıoğlu çatısına çıktık oradan teleobjektifle çekim yapmaya başladık. Bir anda taranmaya başladık. Kiremitler kırılıyordu kendimi teras boşluğuna atarak kurtuldum. Parmağım kırılmıştı. Özel tim bizi bir süre esir aldı. Arkadaşım bu arada çektiğimiz filmi vücuduna gizledi. Sonra  biz o filmi 250 km’lik yolu bütün arama noktalarını aşarak Diyarbakır’da uçağa yetiştirdik. Fotoğraflar ertesi gün gazetede yayınlandı. Fakat bu kadar risk ve özveriye karşı gazete merkezinde arkadaşlar korkup kaçtılar dedikodusu çıkmış. Çünkü olay bölgesinde Diyarbakır bölge şefi olayı atladığı için bize çamur atmaya kalkışmıştı. Gazetecilik mesleğinde her zaman olabilen adilikler karalamalardı. Yine aynı tarihte arabamız üç takla attı, ölümden döndük. Böylece sayısız olaylar yaşadık. Güneş gazetesi o tarihte güzel bir gazeteydi ama ekonomik koşullar nedeniyle kapatıldı.
 
1991’de yayın hayatına yeni başlayan Aktüel dergisine geçtim.  Bugün çok tartışılan Fatih- Çarşamba bölgesini “Fatih-Çarşamba İslam Cumhuriyeti” adı altında fotoğrafladım. Gazeteciler Cemiyetinin ve Çağdaş Gazeteciler Derneğinin ödüllerini aldım. Aktüel’den kendi isteğimle ayrıldım.
 
Aynı yıl içersinde Cumhuriyet Gazetesi dönemim başladı. Burada çalışırken Zonguldak Grizu faciası oldu. Benim ilk işim sabah erken kalkar ve hemen TV’de haber kanalı açarım ve bir taraftan da interneti açarım. O yıllarda henüz internet yoktu TV’yi açtım faciayı öğrenince İstihbarat servisinin şefine telefon açtım. Onlar bir ekibi geceden yola çıkartmışlar. Beni göndermek istemedi. Benim ısrarım karşısında peki git dedi. Zonguldak’a kadar 5 otobüs değiştirerek ulaştım. Günlerce çok önemli fotoğraflar gönderdim. Fotoğraflarıma Şair Refik Durbaş yazılar yazdı. Ardından 1992’de Güneydoğu’da gazeteci İzzet Kezer’in öldürüldüğü 21 Mart Nevruz olaylarını yaşadım. Nahçıvan’da,   Ermenilerle Azeriler savaşıyordu oraya gitmek istedim göndermediler. Ben yine kendi olanaklarımla Nahçıvan’a gittim.  Fotoğrafları çektim. Ancak Türkiye’ye döndüğümde Cumhuriyet gazetesinden istifa ettim.
 
Ardından 8 yıl sürecek Tempo dönemim başladı. Başarılı ve keyifli bir dönem oldu.
 
Bir fotomuhabirinin haberine, fotoğrafına sahip çıkmasıyla ilgili bir örnek olarak size şunu söyleyebilirim.   Yayın yönetmeninin benden iş istemesine gerek kalmazdı, genellikle kendi konularımı kendim seçerdim. Örneğin “Cumartesi annelerini 3 yıl boyunca 50 tam sayfa kullandım. En son yazı işleri müdürü “yeter ulan bu çirkin kadınları kullanmayacağım” dediği hafta iki tam sayfa kullanmak mecburiyetinde kaldı.   Çünkü önüne öyle ilginç bir fotoğraf koydum ki, o fotoğrafı kullanmak mecburiyetinde kaldı.
 
Daha sonra Star Gazetesi dönemi başladı. Tempo’da 450 milyon maaş alırken Star gazetesinde maaşım bir milyar olmuştu. Çok kötü bir gazeteydi. Sonunda o parayı bırakıp NTV MAG dergisine geçtim. Yine güzel keyifli bir dönem yaşadım. Hepinizin yakından yaşadığı ekonomik kriz dönemi geldi. Basın sektöründe yaklaşık 5000 arkadaşımız işsiz kaldı. Ve basın çalışanları bugünkü korkunç duruma düşürüldüler. Bugün basındaki arkadaşları 1999’daki ücretleriyle ve hiçbir özlük haklarını vermeden çalıştırıyorlar. Dolayısıyla çok meslektaşımda gazetecilik hedefi yok oldu.  NTV MAG kapatılınca çıkışımı istedim ve fiilen çalışmayı bıraktım.
 
2001 krizinden bu yana serbest gazetecilik yapıyorum. Sonuçta 6 yıldır fiilen çalışmıyorum, ama çalışan arkadaşlarımdan daha çok çalışıyorum.
 
1 Mayıs, savaş karşıtı eylemler, toplumsal eylem, en büyüğünden en küçüğüne kadar her türlü olayı takip ediyorum.
 
2001 ekonomik krizinde gece saat 11.30’da haber dinleyip, on dakika içersinde değerlendirme yapıp, gece 12 trenine binip,  sabahın köründe esnaf eylemini çekmeye gittim. Ya da Irak savaşı başlangıcında “canlı kalkan” otobüsüne atlayıp Bağdat’a gittim.  Yaşamımda bu tür örnekler çok fazla.
 
Bütün bu heyecanlar, koşturmacalar niye?  Çünkü yaptığım işin kutsallığına inanıyorum. Ben yaptığım işe politik belgesel diyorum. Savaşa karşı olduğum için savaş fotoğrafı çekiyorum. Açlığa karşı durabilmek için açlığın fotoğrafını çekiyorum. Ezilmişlerin, haksızlığa uğramışların fotoğrafını çekiyorum.
 
Sonuçta ülkemizin 25 yıllık sosyal, politik tarihini belgeledim. Bu ülkede ne yaşandıysa bire bir objektif olarak çekmeye çalıştım.  Objektiflik, nesnellik içersinde insandan yana, iyiden yana taraf olarak işimi yapmaya çalıştım.
 
Bir fotomuhabiri olarak bu kadar özveride neden bulundum? Çünkü yaptığım işin kutsallığına inandım, önemini kavradım ve mesleğimi çok sevdim. Bu iş ancak sevgiyle, özveriyle yapılacak bir iş.
 
Fotomuhabirliğin incelikleri vardır. Bir kere yaptığınız işle yoğun bir hayat yaşıyorsunuz. Yoğun insan ilişkileri yaşıyorsunuz.
 
Bu mesleği yaparken önceliğim hiçbir zaman zengin olmak bol para kazanmak olmadı. Öyle olsaydı zaten başka meslek, başka alan seçerdim.
 
Sonuçta işimi iyi yaptım. İşini iyi yaparsan vazgeçilmez adam oluyorsun ve yaşamını sürdürecek belirli bir para kazanabiliyorsun.
 
Bugünkü koşullarda şartlar biraz fotomuhabirliğin aleyhine değişti. Dijital teknoloji, internet kolaylık sağlamış gibi görünse de, belgeselci yönünden biraz kuşkular doğurdu. Manipülasyonlara (çarpıtmalara ) neden oluyor. Dijital teknoloji sayesinde herkes fotoğraf çekiyor, ama işin niteliksel kalitesi, içerik kalitesi zayıfladı. Görüntü kirliliği yaşanıyor.
 
Eskiden Robert Capa’nın bir fotoğrafı,  Vietnam savaşının fotoğrafları beynimize, bilincimize kazınırdı, ama bugün yanı başımızdaki Irak savaşından binlerce vahşi savaş  fotoğrafları  yakın tarihimizde olmasına rağmen unutulup gidiyor. Bunda biraz da günümüz insanının duyarsızlığı var. Herkes gemisini kurtaran kaptanı oynuyor.   İdealler değerler kalmadı, herkes iyi, daha iyi yaşamak peşinde, bunun karşılığı ise kölece bir çalışma temposu. İnsanların hayatlarını iyi yaşayabilmeleri için zaman kalmıyor. Bu kaos ve hesaplamalar içersinde ben kendimce yaşamın çözümlemesini yaptım.
 
Edebiyatın büyük ustalarından Gabriel Garcia Marquez’e “Karamsar bir insan olduğunuzu söylüyorsunuz ama kitaplarınızda her şey ne kadar kötü olursa olsun hep bir umut var, bu nasıl oluyor” diye sormuşlar. Usta da cevap vermiş; “Dünyanın güzel olacağına inanmıyorum, ama inanmak istiyorum” demiş. 
Ben de bütün olumsuzluklara rağmen çekmeye, belgelemeye devam ediyorum, çünkü fotomuhabiri gelecek kuşakların, insanlığın belleği olmak için, bugünü yarına taşımak için çalışmak zorundadır.         



Share



   

COG Sitesi için tıklayın. Tasarım: CANDENİZ Bu işin arkasında kimler var ! Sitenin tüm bölümlerini birlikte gör.